top of page

O Gece Saatin Kaç Olduğunu Unuttum - soft erotik hikaye

O Gece Saatin Kaç Olduğunu Unuttum - soft erotik hikaye

Soft Erotik Hikaye

Gece, acele etmeden başladı. Günün gürültüsü yavaş yavaş çekilirken odanın içi başka bir sessizliğe büründü. Saatin varlığını hissediyordum ama ona bakma ihtiyacı duymuyordum. Zaten birazdan anlamını yitirecekti.


Pencere aralıktı; dışarıdan gelen serinlik, içerideki havayı hafifçe değiştirdi. Bu değişim, fark edilmesi zor ama inkâr edilemezdi. Gecenin ilk dakikalarında her şey sıradan görünürken, içimde belirsiz bir beklenti vardı. Ne olacağını bilmiyordum; sadece gecenin, gündüzden farklı davranacağını hissediyordum.


O Gece Saatin Kaç Olduğunu Unuttum - soft erotik hikaye

Işıklar kısıldığında, odadaki sınırlar da yumuşadı. Eşyalar netliğini kaybetti, gölgeler daha cesur hâle geldi. Bakışların yönü değişti; detaylardan çok hislere odaklandım.


Yanımda olduğunu biliyordum. Konuşmadan, fark ettirmeden… O mesafe kısaldıkça zaman daha da yavaşladı. Bir anlığına saate bakmayı düşündüm ama vazgeçtim. Çünkü o an, dakikaların sayılması gereken bir an değildi. Işıklar kısıkken, kelimeler gereksizdi.

O Gece Saatin Kaç Olduğunu Unuttum - soft erotik hikaye

Yan yanaydık ama sessizlik rahatsız edici değildi. Aksine, konuşmanın bozacağı türden bir sessizlikti bu. Nefeslerin ritmi, aradaki mesafeyi tarif ediyordu.Hareket etmeden de yakın olunabileceğini o an anladım. Bedenler değil, düşünceler yaklaşmıştı önce. Sessizliğin içinde geçen her saniye, saatten bir şeyler koparıyordu. Zaman akıyor muydu, yoksa durmuş muydu; artık ayırt edemiyordum. Bildiğim tek şey, o gecenin saatlere sığmadığıydı.

Bir noktadan sonra gecenin akışı değişti. Saat ilerliyordu ama ilerlediğini hissettirmiyordu. Her şey ağırlaşmış gibiydi; düşünceler, bakışlar, hatta nefesler bile. Zamanın ölçüsü bozulmuştu.


Normalde fark edilmeyecek ayrıntılar anlam kazandı. Küçük bir hareket, hafif bir yön değişimi… Hepsi uzun uzun hissedildi. O an, gecenin artık geri alınamayacak bir yere vardığını sezdim. Zaman yavaşlamıştı çünkü acele edecek hiçbir şey kalmamıştı.

Aradaki mesafe fark edilmeden azaldı. Ne bilinçli bir hamle vardı ne de açık bir karar. Sadece nefesler daha yakındı artık. Aynı havayı paylaştığımızı hissettiğimde, içimde tanımlaması zor bir sıcaklık oluştu.Sessizlik derinleşti ama boş değildi. Aksine, doluydu. Her nefes alış verişi, söylenmemiş cümlelerin yerine geçiyordu. O mesafe, kelimelerle anlatılamayacak kadar inceydi; bir adım değil, bir his kadardı.

Bazı anlar vardır, açıklama istemez. O gece tam olarak öyle bir yerdeydik. Gözler kısa süreli karşılaşıyor, sonra bilinçli olarak başka yöne kayıyordu. Ama anlaşma çoktan yapılmıştı.


Konuşmak gereksizdi; çünkü söylenecek her şey zaten hissediliyordu. O sessiz anlaşmanın içinde zaman tamamen silindi. Saatin kaç olduğu değil, gecenin nereye vardığı önemliydi artık. Ve ben, bunu sorgulamak istemedim.

Bir noktadan sonra saat sadece bir nesneye dönüştü. Oradaydı ama hiçbir şey ifade etmiyordu. Dakikalar akıyor muydu, yoksa gecenin içinde eriyor muydu; ayırt edemedim.O an, zamanın ölçülmediğini fark ettim. Hissettiğim şey, bir süreden çok bir hâldi. Ne kadar sürdüğü değil, nasıl hissettirdiği önemliydi. Saatin anlamını yitirdiği yerde, gecenin kendisi konuşmaya başladı.

İçimde kısa bir düşünce belirdi: “Şimdi kalkabilirim.” Ama bu düşünce, ortaya çıktığı anda dağıldı. Geri dönmek bir seçenekti belki, ama bir ihtiyaç değildi.O an, karar vermediğimi fark ettim. Çünkü bazı anlar karar istemez. Sadece içinde kalınır. Gecenin o noktasında, geri dönmeyi düşünmedim. Çünkü zaten çoktan başka bir yerdeydim.

Sabaha hâlâ zaman vardı. Bu düşünce, acele etmemem gerektiğini hatırlattı. Gecenin hâlâ söyleyecekleri vardı ve ben dinlemeye hazırdım.

Işıklar değişmeden, sesler geri gelmeden… Sabah olmadan önce, her şey kendi yerindeydi. O gece, saatlerin değil hislerin hatırlanacağı bir geceydi. Ve ben, saat kaç olursa olsun, bunu unutmayacaktım.

Sessizlik bozulmadı, aksine uzadı. Sanki gece, konuşmamızı istemiyordu. Her şey yerli yerindeydi; odanın havası, aradaki mesafe, içimde dolaşan o tanımsız his.


Bir süre hiçbir şey yapmadan durduk. Ama bu duruş, boş değildi. Sessizlik, bazen en yoğun temas hâlidir. Bunu o gece öğrendim. Zaman geçtikçe, o sessizlik alışıldık bir hâle dönüştü. Gitmek fikri, aklıma uğramayı bıraktı.

Bir noktada fark ettim: artık eskisi kadar mesafeli değildik. Bu bir hamleyle olmadı. Ne ani bir hareket ne de belirgin bir değişim vardı. Sadece yakınlık, kendiliğinden oluşmuştu.


O an, bedenlerden önce düşüncelerin yaklaştığını hissettim. İçimde, sakin ama derin bir dalga vardı. Telaş yoktu. Acele yoktu. Sadece gecenin, bizi yavaşça kendi ritmine çekişi vardı.

Saat bir anlığına yeniden aklıma geldi. Ama bu, bir kontrol ihtiyacı değildi. Daha çok bir farkındalıktı. Zaman hâlâ ilerliyordu, evet. Ama artık ona yetişme isteğim yoktu.


O gece, zamanın geçmesine izin vermekle onu takip etmek arasındaki farkı öğrendim. Saatin kaç olduğunu hatırladım belki, ama önemsemedim. Çünkü o an, gecenin içinde kalmak daha anlamlıydı.

Her gece bittiğinde bir şey bırakır. O gece, aceleyle silinen bir anı bırakmadı. Daha çok, içimde kalan bir his bıraktı.


Ne tam bir cümleye sığan ne de net bir hatıraya dönüşen… Sadece orada olduğunu bildiğim bir şey. Ve sabah yaklaştıkça, o hissin benimle kalacağını anladım.

Sabah, beklediğim gibi gelmedi. Işıklar bir anda dolmadı odaya; yavaş yavaş sızdı. Gecenin bıraktığı his hâlâ yerindeydi. Uyanmakla uyanmamak arasındaki o ince çizgide kaldım bir süre.Gözlerimi açtığımda ilk düşündüğüm saat olmadı. Zaman, yeniden hatırlanması gereken bir şey gibiydi ama önceliği yoktu. Gece bitmişti belki, ama etkisi hâlâ devam ediyordu.

Gündüzün ışığı her şeyi daha net gösterir derler. Ama bazı anlar vardır, netlik gereksizdir. O sabah, ışık sadece ayrıntıları değiştirdi; hisleri değil.


Gecenin sessizliği geride kalmıştı ama onun yarattığı yakınlık hâlâ hissediliyordu. Konuşmak yine gerekli gelmedi. Bazen kelimeler, zamanı fazla hızlı ilerletir.

O geceden geriye kalanları düşündüm. Bazı anlar netti, bazıları ise bilerek bulanıktı. Hangisini hatırlamak istediğimi ben seçmedim; gece seçti.


Saatin kaç olduğunu gerçekten hatırlamıyordum. Ama bu bir eksiklik gibi gelmedi. Aksine, o gecenin ölçüsünün saatlerle yapılamayacağını anlamıştım.

Gün başlamaya devam etti. Dışarıdan gelen sesler, hayatın kaldığı yerden sürdüğünü hatırlatıyordu. Ama içimde bir şey, hâlâ geceye aitti.O gece, saatlerin dışına taşmıştı. Ve ben, o taşan zamanı içimde saklamayı tercih ettim. soft erotik hikaye

Yorumlar


GeceStory.com

Hakkımızda
Gecestory.com edebi eserler yayınlayan kanunlara uygun bir hikaye sitesidir. Gecesepetim.com bünyesinde hizmet vermektedir. Hikaye Dili Türkçedir. Blog yapısıyla ziyaretçilerin kolayca iyi vakit geçirmesini amaçlamaktadır. Kesinlikle müstehcen, pornografik ve suç teşkil eden yazılara yer verilmemektedir. GeceStory.com iletişime açıktır ve iletişim bilgileri aşağıdaki gibidir.

İletişim
Mail: bilgi@gecesepetim.com

 

Yasal Uyarı ve Bilgilendirme

Bu sayfada yer alan içerikler kurgusal olarak hazırlanmış veya anonim kullanıcı paylaşımlarından oluşmaktadır ve yalnızca 18 yaş ve üzeri yetişkin kullanıcılar için uygundur. Sitemize girişte +18 yaş doğrulaması uygulanmaktadır.

Hikayeler edebi/kurgu niteliği taşır ve Türk Ceza Kanunu’nun 226. maddesi kapsamında “bilimsel, sanatsal veya edebi değeri olan eser” istisnasına uygun şekilde hazırlanmıştır.

Sitemiz 5651 Sayılı Kanun ve ilgili mevzuata uygundur. Çocuk istismarı, rıza dışı eylem, zoofili, nekrofili, şiddet ve yasa dışı içerikler kesinlikle yasaktır. Bu tür paylaşımlar tespit edilirse derhal kaldırılır.

İçerikler hiçbir şekilde fuhuşa teşvik veya yasa dışı eylemleri özendirme amacı taşımaz. Toplum ahlakına aykırı, pornografik ve müstehcen nitelikteki içeriklere izin verilmez.

Herhangi bir içerikle ilgili şikâyet, ihbar veya yasal talepler için bize  destek@gecesepetim.com veya www.gecesepetim.com adresindeki iletişim kanallarımızdan ulaşabilirsiniz. 

bottom of page