top of page

Gizli Notlar Bırakan Komşu – Soft Erotik Hikayesi

Ada’nın koridoru geceleri hep sessiz olurdu.Asansör kapısının dıngırtısı, merdiven boşluğundan gelen hafif hava akımı, kapı altından sızan loş ışık… hepsi bir bütün oluşturarak apartmanı kendi içine kapanmış bir mekâna dönüştürürdü.

Ama son haftalarda bu sessizliğin içinde tek bir şey vardı Ada’nın aklını kurcalayan.

Notlar.Her sabah kapısının altından sıkıştırılmış, küçük kare bir papirüs kâğıdı.Kimi zaman tek kelime. Kimi zaman yalnızca bir çizim.Ama hepsinin ortak noktası, onun ruhuna dokunan o tuhaf samimiyet.


seks hikayeleri

İlk notta sadece şunlar yazıyordu:

“Seni fark eden biri var.”

O gün Ada çok üzerinde durmamıştı. Belki yanlışlıkla atılmış, belki çocukça bir şaka…Ama ikinci gün geldiğinde kapısının önündeydi:

“Işığın hep aynı yere düşüyor. Bu bir tesadüf mü?”

Ada o anda irkilmişti.Çünkü evinin salonunda oturduğu nokta, gerçekten de tam karşı binadan görülebilecek bir açıdaydı.Perdeleri genelde yarım aralık bırakırdı. Belki alışkanlıktı, belki rahatlık… ama artık kendini biri tarafından izleniyor gibi hissetmeye başlamıştı.

Üçüncü not daha farklıydı:Kısa, ama olağanüstü düz bir cümle:

“Gülüşün çok sakin, ama gözlerin değil.”

O an Ada’nın kalbi göğsüne sığmadı.Bu tanım, onu gerçekten gören birine aitti.Yakında birine.Belki aylarca fark etmeden yanından geçtiği biri.

Akşam olduğunda Ada mutfakta çayını doldururken durup düşündü:“Apartmanda beni bu kadar dikkatle izleyen kim olabilir?”

Kapının kilidine kulak verdi.Gerçekten yanında yaşayan biri miydi?Yoksa başka bir dairenin sahibi?Asansörde göz göze geldiği, merdivenlerde karşılaştığı yabancılardan biri mi?

Ertesi sabah kapıyı açtığında dördüncü not yerdeydi.Kâğıdın kenarları biraz ıslanmıştı, sanki not aceleyle bırakılmış gibiydi.

“Bugün siyah giymişsin. Sana yakışıyor.”

O sabah siyah kabanını giymişti.Yani gönderen onu o gün görmüş, hatta muhtemelen çok yakından izlemişti.

Ada derin bir nefes aldı.Artık korkudan çok başka bir şey hissediyordu.Merak.Ve garip bir çekim.

O gün akşam eve döndüğünde apartman boşluğu olağandan daha sessizdi.Asansöre yönelirken, beşinci katın merdivenlerinde birinin ayak seslerini duydu.Ritmik… yavaş… kararlı.

Ada istemsizce durdu.Ayak sesleri de durdu.Bir sessizlik.Sonra tekrar o ses.Sanki biri Ada’nın attığı her adıma uyum sağlıyordu.

Daire kapısına ulaştığında bir gölge koridorun köşesinden yavaşça çekildi.Ada bunu yalnızca göz ucuyla fark etti ama kalbi hızlandı.

Kapıyı kapattı.Işığı açtı.Ayakkabılarını çıkardı.

Sonra kapısının altından bir kâğıt daha uzadı.Ada refleksle geri çekildi.Kâğıt içeri düştü.

Titreyen ellerle aldı.

Bu kez not diğerlerinden çok daha kişiseldi:

“Söylemek istediğim bir şey var… Ama yüzünü görmeden yazmak istemiyorum.”

Altında küçük, anlaşılması güç bir işaret vardı:507 numaranın yanına kıvrılmış bir ok işareti.

Ada o an şunu hissetti:Gönderen kişi… artık çok yakın.

Ve belki de o, Ada’nın aklından hiç çıkmayan o tanıdık yabancıydı.

Ada kapının zincirini yavaşça kapattı.Dışarıdaki koridor sessizdi.Ama Ada ilk kez korkudan çok başka bir şey hissetti:

Beklentinin sıcak, ürpertici, açıklanmamış gerilimi.


komşu hikayesi

Ada o gece pek uyuyamadı.Yatağın içinde dönüp dururken tavanın loş ışığı gözüne her çarptığında aklında tek bir sahne beliriyordu:

Kapının altından uzanan o el… o not…Ve sonunda gelen cümle:

“Yüzünü görmeden yazmak istemiyorum.”

Bu söz, Ada’nın zihnine kazınmıştı.

Sabah olduğunda hava gri, kasvetli ve ağırdı.Ada kapının önünde not olup olmadığını kontrol etti—yoktu.Bu yokluk bir tuhaflık yaratıyordu; neredeyse o gizemli varlığı özlemişti.

Akşam işten döndüğünde apartmanın girişindeki duyuru panosunda bir hareketlilik fark etti.Yeni asılmış küçük bir ilan vardı:

“507 no’lu daire – bakım çalışması.Geçici süreyle asansör kullanımı değişmiştir.”

Ada'nın kalbi hızlandı.507…Aynı numarayı notta görmüştü.

Ama binada 507 numaralı daire yoktu.Bina dört katlıydı.

Demek ki…“507” bir daire numarası değil…Bir şifre, bir gizli işaret olabilir miydi?

Merdivenlerde adımları yankılandı.Ada her katta durup düşündü:“Notu bırakan kişi gerçekten kim? Ve bana neden böyle bir işaret yolladı?”

Dairesinin kapısına geldiğinde yerde yine bir kâğıt vardı.Dün gece yoktu.Bugün vardı.

Ada yavaşça eğildi.Kâğıdı aldı.Küçük, zarif, sanki bir mürekkep kalemle yazılmış harfler…

“Her şey göründüğü kadar karanlık değil.Bazen seni korumak isteyen biri olur.”

Ada irkildi.Beni korumak mı? Neden? Kimden?

Bir an kapının dürbününden baktı.Koridor boştu.Ama yerde bir şey daha dikkati çekti.

Küçük bir çizik.Sanki biri kapının önünde uzun süre durmuş, duvara sırtını yaslamış gibiydi.

Ada gündüz yaşadıklarını düşünürken içini huzursuz ama garip şekilde sıcak bir his kapladı.Artık bu gizemli kişinin bir niyeti olduğunu hissediyordu.Kötü niyet değil…Daha çok gözeten, izleyen, yakın duran biri.

O akşam Ada salonda otururken elektrik bir kez anlık kesildi.Işık gitti, ekran karardı.

Gözleri karanlığa alışmaya başladığı anda…

Koridordan yumuşak bir adım sesi duydu.Sonra bir tane daha.Duvarın diğer yanından, kendi kapısının hizasında.

Ada nefesini tuttu.

Bu kez kimse kapının altından not bırakmadı.Ama kapının diğer tarafında, tam Ada’nın kulağının hizasında…

Birinin nefesi vardı.Sessiz, yavaş, acele etmeyen.

Karanlığın içinden fısıltı gibi bir cümle geldi—çok hafif, neredeyse duyulmayacak kadar ince:

“Korkma…”

Elektrik geri geldiğinde koridor sessizdi.Hiç kimse yoktu.

Ada kapının zincirini kapatırken parmakları titriyordu.Korktuğu için değil.

Merak ettiği için.Beklediği için.Ve en tehlikelisi… alışmaya başladığı için.

O gece yatağa yattığında gözleri tavana değil;kapının altındaki ince ışık çizgisine takıldı.

Çünkü Ada biliyordu:

Bu hikâye daha bitmedi.



Ada ertesi sabah gözlerini açtığında ilk refleksi kapıya bakmak oldu.Altında yeni bir not yoktu.Ama garip şekilde, bu sessizlik bir mesaj gibiydi.Sanki onu bir sonraki adıma kendisinin atmasını bekliyordu.

Mutfakta kahvesini hazırlarken aklından çıkmayan üç şey vardı:

  1. Kapının arkasındaki nefes

  2. “Seni korumak isteyen biri var” notu

  3. 507… anlamı belirsiz bir işaret

Ada bir süre sonra kahve fincanını bırakıp evde dolaşmaya başladı.Gözleri pencerelere takıldı.Karşı binaya…İnsanların gölgelerine…Açık bırakılmış bir perde ucuna.

O an kalbi hızlandı.Karşı binanın ikinci katındaki dairede perde aralanmıştı.Sanki biri içeriden onu izliyor, fakat görünmemek için gölgelerin içinde duruyordu.

Ada istemsizce geri çekildi.Ama durup tekrar baktığında perde kapanmıştı.

“Beni izleyen o kişi… karşı binadan da olabilir.”Bu fikir hem ürkütücü, hem garip şekilde çekiciydi.

Koridordaki İlk İpucu

Akşam işten dönerken apartmanın girişinde yaşlı komşusu Ayşe Hanım onu durdurdu:

— Ada kızım, dün gece koridorda biri dolaşıyordu.— Ne zaman?— Elektrikler gidince. Ayak sesleri duydum, sonra biri merdivenlere doğru hızlıca yürüdü.

Ada’nın içi ürperdi.

— Yüzünü gördünüz mü?— Hayır ama… garipti. Sanki kapıların önünde durup dinleniyordu.

Ada teşekkür edip yukarı çıktı.Merdivenlerden çıkarken bir detay dikkatini çekti:

Beşinci basamakta yere düşmüş, kısa, ince bir siyah ip parçası.

Ada eğilip aldı.Parmaklarının arasında döndürdü.Sanki bir kapüşonlu montun uç kısmından kopmuş gibi duruyordu.

Bu, bir izdi.Ve Ada bunu cebine koyarken farkında bile olmadan bir karar vermişti:

Bu gizemi çözmeye başlayacaktı.

O Gece Gelen İşaret

Saat 22.45 civarı, Ada salon ışığını kısmış, hafif müzik açmıştı.Kalbi hâlâ merakla doluydu ama bu merak artık korkudan çok… başka bir şeydi.

Derken…

Yine o adım sesi geldi.Yavaş, tereddütsüz, tanıdık.

Kapının önünde durdu.Ada nefesini tuttu.Bu kez not yoktu.

Sadece kapıya çok hafif bir dokunuş…Sanki parmak uçlarıyla gönderilen bir selam.

Ada yavaşça yaklaşınca diğer tarafta birinin olduğunu hissetti.Aralarında sadece birkaç milimetrelik bir ahşap vardı.

Kapının arkasından bir fısıltı geldi—çok hafif ama belirgin:

“507… bakmayı denedin mi?”

Sonra ayak sesleri uzaklaştı.Merdivene doğru…Yukarı değil…Aşağı değil…

Tam karşı duvara doğru.

Sanki gönderen duvarın ardındaki boşluğu işaret ediyordu.

Ada telefonu aldı, koridorda 507’yi düşündü.503, 504, 505, 506…Ama 507 yok.

Birden aklına geldi:

Apartman deposu.Numarasız odalar.Sadece küçük anahtarlıklarla “B-07”, “D-7” gibi kodlar yazılıydı.

507’nin bir şifre olabileceğini o an fark etti.

Ada’nın içinden bir ürperme geçti.

Gönderen kişi… apartmanda yaşıyor.Ve muhtemelen çok yakında.

Ada’nın Zinciri Açması

Ada o gece kapının önünde bir süre bekledi.Kapı zincirini tuttu.

Bir anlığına şunu düşündü:

“Kapıyı açsam… Bekleyen kişi kim?”

Ama o sırada kendini durdurdu.Kapıyı açmadı.

Fakat zinciri kapatmadı da.

Zincirin boşta kalması…Bir tür davet,bir tür kabul,bir tür hazırlık gibiydi.

Ada yatağa gittiğinde uyumak yerine kapıdan gelen en küçük sesi bile dinledi.

Ama gece boyunca kimse gelmedi.

Bu sessizlik…Ada’yı daha da derine çekti.

Çünkü artık biliyordu:

Gönderen bir adım daha atarsa, Ada da karşılık verecek.

Ve hikâye daha yeni başlıyordu…

erotik hikaye

Ada ertesi sabah uyandığında bir önceki geceki sessizlik hâlâ aklında yankılanıyordu.Zinciri kapatmaması…O anlık cesaret…Ve karşılığında duyduğu sessiz boşluk.

Bir parçası hayal kırıklığı yaşasa da, daha büyük bir parçası bunun bir hazırlık olduğunu hissediyordu.Artık oyun tamamen değişmişti.

Kahvesini içtikten sonra zihnindeki tek soru şuydu:

“507 ne anlama geliyor?”

Bu defa beklemeye karar vermedi.Doğrudan koridora çıktı.

Apartmanın Karanlık Deposu

Gündüz vakti apartman sessizdi.Merdiven boşluğunun loş ışığı Ada’nın adımlarını uzun gölgeler halinde duvara yansıtıyordu.Binanın depo katı en alttaydı—çoğu kişinin bilmediği, yalnızca eski eşyaların yığıldığı bir bölüm.

Ada merdivenleri inerken adımları yankılandı.Aşağı indikçe hava biraz daha soğuyor, rutubetin kokusu belirginleşiyordu.

Koridora ulaştığında, kapılarda küçük metal etiketler vardı:

B-01B-02B-03…

Ada yavaşça yürüdü.

B-05B-06B-07.

Ada durdu.

“507…”

B-07’nin hemen üst köşesinde, neredeyse görünmeyecek kadar ince, kalemle çizilmiş bir işaret vardı.

Bir ok…Ve ok, kapının alt köşesine doğru eğiliyordu.

Ada parmaklarını o ince çizginin üzerinde gezdirdi.Tozlu, eski bir metal kapıydı.Ama orada bir iz vardı.

Bir an kapıyı aralamayı düşündü.Ama anahtar yoktu.

Tam geri dönecekken…Ayak sesleri duyuldu.

Birinin merdivenlerden indiği çok belliydi.Dikkatli, yavaş, tanıdık bir ritim.

Ada nefesini tuttu.Gölge merdiven boşluğunda belirince kalbi hızlandı.

Adımlar depo katına indi.Ama Ada’nın olduğu koridora girmeden durdu.Sanki biri koridorun başından onu izliyordu.

Ada o an şunu hissetti:

Bu kişi onu takip etmiyor…Onu yönlendiriyordu.

Bir şey söylemedi.Yaklaşmadı.Sadece varlığıyla Ada’nın karar vermesini bekledi.

Ada sessizce yukarı çıktı.Gölge yerinden kıpırdamadı.

Bu, açık bir mesajdı.

Koridordaki Yeni Not

Ada dairesine döndüğünde kapısının altından yarısı içeri kaymış bir not daha buldu.

Kâğıt bu kez biraz buruşuktu, sanki aceleyle yazılmıştı.

Üzerinde sadece iki cümle vardı:

“Bugün seni izlediğim için değil…Gitmeye çalıştığın için bekledim.”

Ada durdu.Bu cümlede bir tür kırılganlık, bir tür itiraf vardı.

Sanki gönderen kişi Ada’nın cesaretini test etmişti.Ve Ada o testi vermişti.

Notun arkasında küçük bir çizim vardı:B-07 kapısının kaba bir eskizi.Altında bir nokta işareti.Bir çeşit “doğru yerdesin” onayı.

Ada kâğıdı tuttu, ışığa kaldırdı, uzun süre baktı.

Bu kişi…Onu korkutmaya değil, ona yaklaşmaya çalışıyordu.Ama yaklaşma biçimi tehlikeli derecede gizemliydi.

Gece Yarısı Sesleri

O gece Ada, salonda otururken beklenmedik bir ses duydu.Bir çekmece, sanki hafifçe kapanmış gibi.Evden gelmiyordu.Koridordan da değildi.

Depo katından gelmişti.

Ada sandalyeden doğruldu.Kapıya yöneldi, dürbünden baktı.Koridor boştu… ama bir his, bir çağrı gibi, onu kapıya çiviledi.

Zinciri yeniden tuttu.Bu kez kapıyı yarım açtı.Sadece 2–3 santimetre… ama yeterliydi.

Koridorun sonuna baktığında, merdiven boşluğundan biri yukarı bakıyor gibiydi.Silüet çok belirsizdi… ama oradaydı.

Bir saniye.Sonra iki.

Ve sessizce geri çekildi.Ayak sesleri aşağı doğru kayboldu.

Ada kapıyı kapattığında kalbi o kadar hızlı atıyordu ki sessizliğin içinde yankısını duyabiliyordu.

Kapının arkasına yaslandı.Gözlerini kapattı.Derin bir nefes aldı.

O kişinin çok yakında olduğunu biliyordu.Ve artık bir yüzleşmeye doğru ilerlediklerini hissediyordu.


Ada, gecenin ilerleyen saatlerinde salonda otururken kendini bir türlü rahatlatamıyordu.O sessiz geri çekilme, merdiven boşluğundaki silüet, nottaki cümleler…Hepsi tek bir yöne doğru işaret ediyordu:

Gönderen kişi onun adımlarını takip etmiyor;onun kararlarını bekliyordu.

O gece uyumaya çalıştığında zihnindeki tek düşünce şuydu:

“B-07’nin ardında ne var?”

Sabah olduğunda Ada hiç olmadığı kadar kararlıydı.Bu gizemin onu sürüklemesine izin vermek yerine, kendi adımını atmaya karar verdi.

Depoya Dönüş

Öğleden sonra bina boşken merdivenlerden tekrar aşağı indi.B-07 kapısı hâlâ aynıydı.Metal yüzey soluk, hafif çiziklerle dolu…Ama sol üst köşedeki küçük el işareti artık daha da anlamlı görünüyordu.

Ada kapının önünde durdu.Elini metal kulpa uzattı.

Kapı kapalıydı…Ama tamamen kilitli değildi.Biraz oynayınca hafif bir aralık açıldı.

Ada derin bir nefes aldı.Bir adım ileri…

Tam o sırada, arkasında bir hava akımı hissetti.

Birinin merdivenlerden indiğini anlaması saniyeler sürmedi.O ritim…O yavaşlık…O kontrollü adımlar.

Ada dönüp baktı.

Merdiven gölgesinde, yüzü görünmeyen biri duruyordu.Tam aydınlığa çıkmıyor, ama tamamen karanlıkta da gizlenmiyordu.Sanki Ada’nın tepkisini izliyordu.

Ada’nın nefesi sıklaştı.Korkudan değil—tanımlayamadığı bir yakınlıktan.

Gölgede duran kişi hiçbir şey söylemedi.Ama varlığı bile yeterliydi.

Ada kapıya tekrar baktı.Sonra adama.Sanki sessiz bir iletişim vardı aralarında:

“Devam edeceksen… seni izliyorum.”

Ada kapıyı hafifçe itti.Çıt sesi, koridordaki sessizliği ikiye böldü.Ama kapı sadece bir santim açıldı—içerisi tamamen karanlıktı.

Gölgede duran adam bir adım ileri çıktı.Ayakkabısının hafif gölgesi Ada’nın ayak hizasında duracak kadar yaklaştı.

Ada’nın içinden bilinçsiz bir ürperti geçti.Yakınlık.Ama aralarında hâlâ bir duvar, bir karanlık, bir gizem vardı.

Sonunda Ada fısıltı halinde konuştu:

“Bunu neden yapıyorsun?”

Merdiven gölgesindeki adam başını çok hafif eğdi.Ses tonunda ne tehdit, ne acele… sadece sakin bir ağırlık vardı:

“Korkmayasın diye.”

Ada’nın gözleri büyüdü.Bir saniyeliğine hiçbir şey söyleyemedi.

Adam sesini biraz daha alçalttı:

“Ama merak etmeyi bırakırsan… giderim.”

Bu söz Ada’nın içinde bir kıvılcım yaktı.Merak etmeyi bırakmak mı?Mümkün değildi.

Adam sessizce geri çekildi.Merdiven gölgesine karıştı.Ayak sesleri yukarıya değil… başka bir koridora doğru uzaklaştı.

Ada B-07 kapısına tekrar baktı.Karanlık bir davet gibi duran o aralıktan içeri bakmadı.

Kapıyı kapattı.Ama artık geri dönmek için çok geçti.

Ada içinden biliyordu:

Bu sadece başlangıçtı.Ve gönderen kişi artık yüzleşmenin çok yakınında dolaşıyordu.


Ada, B-07’den uzaklaştığı o günün gecesi uzun süre uyuyamadı.Gölgede duran yabancının sesi…“Korkmayasın diye” deyişi…Ve kapının hafif aralığından sızan karanlık—

Hepsi Ada’nın zihninde dolaşan birer gölge gibi duruyordu.

Bir karar vermesi gerektiğini hissediyordu.Ya bu gizemi çözüp hayatına normal şekilde devam edecek…Ya da her gece kapıya kulak vererek sonsuz bir belirsizliğin içinde yaşayacaktı.

Sabah olduğunda Ada, koridora çıkmadan önce bir an durdu.Son bir kez kendine baktı.Sakin görünmeye çalıştı, ama içinde fırtınalar vardı.

Kapıyı açtığında yerde bir not daha bekliyordu.

Bu kez yalnızca bir cümle:

“Bugün konuşacağız.”

Ada’nın kalbi bir anlığına duracak gibi oldu.Bu… bir tehdit değildi.Bir istek de değildi.Daha çok bir çağrı gibiydi.

Saat ilerlerken Ada’nın içindeki gerilim artıyordu.O akşam koridora çıktığında bina neredeyse tamamen sessizdi.

Merdivenlerden aşağı inerken, depo katının kapısı yarı açıktı.B-07’nin aralığı bugün daha genişti.İçeriden loş bir ışık sızıyordu.

Ada yavaşça yaklaştı.Kalbinin atışı kulaklarında yankılandı.Kapıyı hafifçe itti.

B-07’nin içi küçük, tozlu bir depoydu.Ama bir köşede tek bir sandalye, onun yanında da küçük bir fener yanıyordu.

Ve duvarda, Ada’nın daha önce görmediği bir şey vardı:

Notların tamamı.Tek tek, özenle tutulmuş…Sanki biri Ada’nın bıraktığı her küçük duygu kırıntısını saklamıştı.

Ada nefesini tuttu.

“Demek hepsini…”

Bir ses arkasından geldi.Sakin, yumuşak, tanıdık:

“Onları senin için yazdım.”

Ada döndüğünde oğlan oradaydı.Gölgeden çıkmış, ilk kez yüzü görünüyordu.

Yakışıklı ya da çarpıcı biri değildi;ama gözlerinde öyle yoğun, öyle dürüst bir dikkat vardı ki Ada’nın nefesi kesildi.

“Seni korkutmak istemedim.”Ses tonu sakindi.— “Bazen… biri ilgini çeker ama yaklaşmaya cesaret edemezsin.Seninle böyle konuşabildim.”

Ada bir adım geri değil, ileri attı.Bu onun bile şaşırdığı bir şeydi.

— “Neden ben?”Sesi fısıltıydı.

Yabancı gözlerini kaçırmadı.

“Çünkü seni izlemek bir suç değildi…Çünkü seni anlamak istedim.Ve sen… kimseyi fark etmeyen biri değilsin.”

Ada’nın içinden bir ürperti geçti.Sözler tehditkâr değildi…Aksine, tuhaf bir incelik taşıyordu.

— “Peki bu kadar gizlilik… neden?”

Adam bir anda gülümsedi.Kısa, savunmasız bir gülümseme.

“Çünkü sen sıradan bir merhaba ile geçiştirilecek biri değilsin.”

Depoda sessizlik oluştu.Hiçbir şey söylenmedi ama her şey söylenmiş gibiydi.Ada’nın kalp atışları ağır, derin ve ritmik hale gelmişti.

Bir süre sonra Ada başını eğdi.

— “Peki şimdi?”

Adam bir adım yaklaştı ama dokunmadı.Sadece yakınlık…Sadece varlık.

“Şimdi… istersen bu gizemi burada bitiririz.”

Ada gözlerini kaldırdı.Karanlık, notlar, günlerdir süren merak—hepsi bir araya gelip tek bir şey söyledi ona:

Gizemin bitmesi gerekiyordu.Ama bu bir son değil, yalnızca başlangıçtı.

Ada hafifçe gülümsedi.

— “Bitirelim.”

Adam başını eğdi.Sanki her not, her gölge, her nefes…Onu bu ana taşımıştı.

Işık söndü.Ada depodan çıktı.Kapıyı kapattı.

Koridor bu kez sessiz değil, tanıdık bir huzur taşıyordu.

Ve o an Ada çok net bir şey hissetti:

Bazen karanlıkta bırakılan notlar…en aydınlık yüzleşmelere götürür.



Yorumlar


GeceStory.com

Hakkımızda
Gecestory.com edebi eserler yayınlayan kanunlara uygun bir hikaye sitesidir. Gecesepetim.com bünyesinde hizmet vermektedir. Hikaye Dili Türkçedir. Blog yapısıyla ziyaretçilerin kolayca iyi vakit geçirmesini amaçlamaktadır. Kesinlikle müstehcen, pornografik ve suç teşkil eden yazılara yer verilmemektedir. GeceStory.com iletişime açıktır ve iletişim bilgileri aşağıdaki gibidir.

İletişim
Mail: bilgi@gecesepetim.com

 

Yasal Uyarı ve Bilgilendirme

Bu sayfada yer alan içerikler kurgusal olarak hazırlanmış veya anonim kullanıcı paylaşımlarından oluşmaktadır ve yalnızca 18 yaş ve üzeri yetişkin kullanıcılar için uygundur. Sitemize girişte +18 yaş doğrulaması uygulanmaktadır.

Hikayeler edebi/kurgu niteliği taşır ve Türk Ceza Kanunu’nun 226. maddesi kapsamında “bilimsel, sanatsal veya edebi değeri olan eser” istisnasına uygun şekilde hazırlanmıştır.

Sitemiz 5651 Sayılı Kanun ve ilgili mevzuata uygundur. Çocuk istismarı, rıza dışı eylem, zoofili, nekrofili, şiddet ve yasa dışı içerikler kesinlikle yasaktır. Bu tür paylaşımlar tespit edilirse derhal kaldırılır.

İçerikler hiçbir şekilde fuhuşa teşvik veya yasa dışı eylemleri özendirme amacı taşımaz. Toplum ahlakına aykırı, pornografik ve müstehcen nitelikteki içeriklere izin verilmez.

Herhangi bir içerikle ilgili şikâyet, ihbar veya yasal talepler için bize  destek@gecesepetim.com veya www.gecesepetim.com adresindeki iletişim kanallarımızdan ulaşabilirsiniz. 

bottom of page